Göcekte Tersane Adasının Tarihi
Göcekte Tersane Adasının tarihi, adeta taşlara kazınmış bir zaman yolculuğudur. Fethiye Körfezi’nin en büyük adası olan Tersane, yalnızca büyüleyici doğasıyla değil, çok katmanlı tarihi geçmişiyle de dikkat çeker. Antik çağlardan Osmanlı dönemine kadar farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış bu ada, günümüzde hem arkeoloji meraklılarının hem de denizcilerin uğrak noktalarından biridir. Sessizliği ve doğallığıyla göreni etkileyen Tersane Adası, Göcek’in tarihsel zenginliğini en iyi temsil eden yerlerden biridir.

1. Tersane Adası’nın Konumu ve Doğal Özellikleri
Tersane Adası, Göcek Körfezi’nin batısında, hem büyüklüğü hem de korunaklı yapısıyla öne çıkan bir adadır. Ulaşım yalnızca deniz yoluyla mümkündür. Adanın doğu yakasında, teknelerin rahatça demirleyebileceği doğal bir koy bulunur. Bu koy, hem yüzme hem de yürüyüş için uygun bir durak noktasıdır. Ziyaretçiler buraya geldiklerinde çam ormanlarıyla çevrili patikalarda yürüyebilir, kayalıkların arasındaki tarihi kalıntıları keşfedebilirler. Adanın doğal yapısı, tarihî dokuyla uyum içinde, kendine has bir atmosfer yaratır. Aynı zamanda Tersane Adası’nın güneydoğusundan başlayarak Yaz Limanı’na kadar uzanan patikalar, antik duvarlar ve taş izlerle çevrilidir. Bu yürüyüş rotası hem doğayla baş başa kalmak isteyenler hem de tarihseverler için gerçek bir açık hava müzesi gibidir. Koyun çevresindeki deniz altı yaşamı da oldukça zengindir. Bu nedenle dalış yapanlar, hem antik taş dizilimleriyle karşılaşabilir hem de doğal sualtı yaşamını gözlemleyebilir. Bu doğal ve kültürel uyum, Tersane Adası’nı yalnızca gezilecek bir yer değil, aynı zamanda keşfedilecek bir hazine haline getirir.
2. Antik Telandria Yerleşimi: Adanın İlk Hikâyesi
Tersane Adası, antik çağda Telandria adıyla bilinen bir yerleşime ev sahipliği yapmıştır. Bu yerleşimin izleri, özellikle adanın yüksek kısımlarındaki taş temellerde ve duvar kalıntılarında görülebilir. Telandria’nın, Likya uygarlığına ait küçük bir liman kenti olduğu düşünülmektedir. Özellikle savunma amaçlı yapılmış duvar kalıntıları ve küçük sarnıçlar, bu alanın geçmişte stratejik bir öneme sahip olduğunu gösterir. Günümüzde, bu yapılar doğanın içinde saklı kalmış birer sessiz tanık gibi ziyaretçileri karşılar. Telandria, ticaret yolları üzerinde konumlandığı için zamanında hem denizciler hem de tüccarlar için önemli bir durak olmuş olabilir. Araştırmacılar, buradaki yapılarla çevredeki Likya yerleşimleri arasında mimari benzerlikler kurmaktadır. Bazı kalıntıların üzerinde bitki örtüsü büyümüş olsa da taş yapıların detayları hâlâ gözlemlenebilir. Bu kalıntılar, antik dönem insanlarının doğayla uyum içinde kurduğu yaşamın izlerini yansıtır. Ayrıca bölgede yapılan yüzey araştırmalarında seramik parçaları, taş merdiven izleri ve olasılıkla bir sunağa ait temel taşları bulunmuştur. Bu veriler, Telandria’nın sadece bir yerleşim değil, aynı zamanda kültürel ve dini etkinliklerin merkezi olduğunu da düşündürmektedir.
3. Osmanlı Dönemi ve Tersane Fonksiyonu
Adanın adı, Osmanlı döneminde burada kurulan küçük bir gemi yapım ve onarım istasyonundan gelir. Bu dönemde Tersane Adası, doğal koyları sayesinde küçük teknelerin bakım ve onarımı için kullanılmıştır. Özellikle ahşap ustaları ve tersane çalışanları burada faaliyet göstermiş, adada kısa süreli yerleşimler kurulmuştur. Bugün kıyıya yakın bazı taş yapılar, bu döneme ait izleri taşımaktadır. Osmanlı’nın Ege ve Akdeniz’deki denizcilik faaliyetleri içinde bu küçük adanın önemli bir durak olduğu bilinmektedir. Osmanlı belgelerinde “Tersane-i Küçük” adıyla geçen bu yer, hem stratejik konumu hem de doğal korunaklılığı sayesinde askeri ve sivil gemiler için tamir noktası olarak kullanılmıştır. Adada bulunan birkaç taş iskele ve yan yana sıralı temel izleri, bu dönemden kalma küçük hangar ya da atölye yapıları olarak yorumlanmaktadır. Ayrıca bazı yapıların içinde su hazneleri ve zemin taşlarında işaretlenmiş kare bölümler, üretim sürecine dair izler taşımaktadır. Bu detaylar, buranın yalnızca geçici bir mola noktası değil, aynı zamanda küçük ölçekli bir denizcilik üssü olarak da kullanıldığını kanıtlar.
4. Rum Köyü ve Mübadele Öncesi Yaşam
Tersane Adası’nda, Osmanlı son dönemlerinde bir Rum yerleşimi bulunmaktaydı. Küçük taş evlerden oluşan bu köy, bugün hâlâ ayakta duran duvar kalıntılarıyla ziyaretçilere geçmişin izlerini sunar. Bu yerleşim, özellikle adanın doğu yakasında yoğunlaşmıştı. 1923 yılında gerçekleşen Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi sonrası adadaki Rum halkı bölgeyi terk etmiş, yapılar zamanla doğaya karışmıştır. Yine de bugün bu kalıntılar, geçmişin huzurlu ada yaşamını gözler önüne serer. Evlerin mimarisi, dönemin Ege kıyılarındaki tipik taş ev yapısıyla uyumludur: küçük pencereli, eğimli çatılı ve genellikle tek katlı yapılar. Bazı yapılarda şarap küpleri ve taş fırın kalıntıları görülmektedir. Bu da burada yalnızca yaşanmadığını, aynı zamanda üretim ve sosyal hayatın da sürdüğünü gösterir. Yerleşimin hemen yakınındaki küçük kilise kalıntısı, bu topluluğun inanç sistemine dair ipuçları sunar. Bölge halkı hâlâ bu yapıdan “Panagia” olarak söz eder. Kimi zaman rehberli tekne turları bu noktada kısa bir yürüyüş molası vererek ziyaretçilere eski Rum köyünün atmosferini tanıtır.
5. Arkeolojik Değer ve Koruma Durumu
Tersane Adası, hem antik hem de Osmanlı dönemine ait çok katmanlı tarihi dokusuyla arkeolojik açıdan oldukça değerlidir. Ancak bu yapıların büyük kısmı hâlâ detaylı bir şekilde incelenmemiştir. Arkeologlar, adanın özellikle kuzeydoğu tarafındaki sarnıç ve duvar temellerinin daha fazla bilgi sunabileceğini belirtmektedir. Ziyaretçilerin bu yapıları koruyarak ve zarar vermeden gezmeleri çok önemlidir. Her taş, binlerce yıllık bir geçmişin parçasıdır. Özellikle yaz aylarında yoğun ziyaretçi alan adada bilinçsizce yapılan tırmanışlar, bazı taş yapıların zarar görmesine yol açmaktadır. Bu nedenle teknelerin yanaşma noktalarında bilgilendirme tabelalarının olması önerilmektedir. Ayrıca adanın tarihi yapılarıyla ilgili yapılacak kapsamlı bir restorasyon ve belgeleme çalışması, Göcek’in kültürel mirasına büyük katkı sağlayacaktır. Şu anda bazı yapılar yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olup acil müdahale beklemektedir. Tersane Adası, yalnızca doğal bir cennet değil, aynı zamanda hassas bir kültürel miras alanıdır.
6. Bugünkü Tersane Adası: Ziyaret ve Deneyim
Bugün Tersane Adası, mavi yolculuk rotalarının en sevilen duraklarından biridir. Tekneler genellikle adanın doğu koyuna demir atar. Ziyaretçiler burada yüzebilir, doğa yürüyüşü yapabilir veya yalnızca tarihi kalıntıların arasında sessizliğin tadını çıkarabilir. Adada herhangi bir tesis bulunmaz; bu da onu doğallığını koruyan nadir yerlerden biri hâline getirir. Ziyaretçilerin ihtiyaçlarını teknede karşılaması gerekir. Adanın çevresinde yürüyüş yapmak isteyenler, kalıntılar arasında dikkatli şekilde ilerlemeli ve belirgin patikalardan ayrılmamalıdır. Yaz Limanı’na kadar uzanan patika yolu, antik taş dizileri ve küçük duvar kalıntıları boyunca devam eder. Bu rota hem fiziksel hem de ruhsal bir keşif sunar. Gün doğumunda bu yolu yürüyen ziyaretçiler, Göcek Körfezi’nin eşsiz manzarasını tarihi bir perspektiften izleme fırsatı bulur. Doğanın ve tarihin iç içe geçtiği bu deneyim, Tersane Adası’nı sadece bir durak değil, unutulmaz bir keşif noktası hâline getirir.
🔎 Daha fazla keşif, güncel yazılar ve bölgeden ipuçları için bizi Instagram hesabımızdan takip edebilirsiniz: @gocekrehberi
